<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>hopa &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/hopa/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "hopa"</description>
	<pubDate>Thu, 21 Aug 2008 06:15:16 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Doğu Karadeniz plajları]]></title>
<link>http://karasea.wordpress.com/?p=13</link>
<pubDate>Thu, 14 Aug 2008 10:48:58 +0000</pubDate>
<dc:creator>aycicek</dc:creator>
<guid>http://karasea.wordpress.com/?p=13</guid>
<description><![CDATA[Karadeniz’de denize girmek mi girmemek mi lazım, buna siz karar verin artık.


M. Kemal AYÇİÇ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<h2 class="page-title"><a href="http://www.karadenizolay.com/"><img class="aligncenter" src="http://www.karadenizolay.com/images/site_logo.gif" alt="" width="468" height="83" /></a>Karadeniz’de denize girmek mi girmemek mi lazım, buna siz karar verin artık.</h2>
<div class="entry">
<div class="snap_preview">
<h2><span style="font-weight:bold;">M. Kemal AYÇİÇEK</span></h2>
<p><span style="font-weight:bold;">www.karadenizolay.com (Özel haber)</span>-Öyle çok araştırma yapmaya gerek duymadım. Çünkü Karadeniz’de daha doğrusu Doğu Karadeniz Bölgesi’nde denize girmek için plaj denilen tarzdaki hizmetler, son yıllarda bazı yerel yöneticilerin sosyalleşme projeleri olarak ortaya çıkan ama çok da iç açıcı durumları olmayan denize girilebilir yerlerdir. Düzenli, temiz, bakımlı plajların sahibi olmak Karadenizlilerin işine gelmez pek. <a href="http://www.karadenizolay.com/"><img src="http://www.karadenizolay.com/resimler/plaj/plaj3.jpg" border="0" alt="" width="468" height="312" /></a><br />
Hem zaten, deniz buna izin vermez. Siz istediğiniz kadar betonla duş kabini yapın, sahili temizleyin bunu askerdeki gibi her sabah “mıntıka temizliği” diye yapsanızda bizim Karadenizin tepesi atımı, senin yaptığın hiçbir temizliğin kıymeti harbiyesi ortada kalmaz, anında değiştiriverir havasını ve bir bakmışsın güneşte denize girmişken sen çıkıncaya dek de yağmur altında kalmışsındır. Onun için Karadeniz’e akıl sır ermezi, yaz veya kış aynı günde 4 mevsimi yaşarsınız. <a href="http://www.karadenizolay.com/"><img src="http://www.karadenizolay.com/resimler/plaj/plaj11.jpg" border="0" alt="" width="468" height="312" align="left" /></a></p>
<p>Bu nedenle de Doğu Karadeniz Bölgesi’nde deniz-kum-güneş üçlüsünden yararlanmak herkese nasip olmaz, sadece yerliler zaten zamanını da bilir ve denize girmeyi bir kaçamak sayar ve fırsatını bulduğunda ve plaj da gözetmeksizin girer denize. Ama Doğu Karadeniz’de denize girmek de öyle her babayiğidin haddine değildir! Denizin şakası yoktur çünkü, başka yerlerdeki denizlere pek benzemez, hırçındır. Dalgaları elbette zaman zaman neşeli yüzme fırsatı verir ama bir o kadar da tehlikelidir. İrili ufaklı bir çok ırmak, dere, çay ve nehrin denize ulaştığı Doğu Karadeniz Bölgesi’nde sürekli yağışların olması, zaman zaman taşkınlara sebep olduğu gibi çoğu zaman taşkın olmasa da derelerin taşması ve sel sularının orman ve ürünlerini denize sürüklemesine yol açar. Dolayısıyla da deniz kıyılarından odun eden insanların fotoğrafları da yer alır medyada. <a href="http://www.karadenizolay.com/"><img src="http://www.karadenizolay.com/resimler/plaj/plaj4.jpg" border="0" alt="" width="468" height="312" align="right" /></a></p>
<p>Deniz, kendi kendini temizler ama temizliğini bir kusuntu olarak kıyılarına yaptığı için o “mıntıka temizliği” de fayda etmez. Denizin içi de berrak değildir çoğu zaman zaten. Deniz tabanında hendek dediğimiz yerler vardır, zaman zaman anafor(Bu belki abartı oldu )denilebilecek akıntılar oluşabilir, iki metrede insan boyunu aşan derinlikler vardır, denizin içindeki kum hareketi süreklidir ve bir günü diğer bir güne uymaz. Buna bir de 168’ı aşkın dere ve ırmağın denize döküldüğünü eklerseniz o derelerin ve ırmakların taşıdığı alüvyonları katarsanız artık varın siz Doğu Karadeniz’de denizin halini düşünün derim. Bunları neden yazıyorum, dışardan gurbetten veya bölgemize turist olarak gelen insanımızın “illa da denize girelim” diyen ve başının etini yiyen yakınlarını bilgilendirmek için tabi. Sonra “bilmiyorduk ki” denmesin, denizin yuttuğu canlara yenilerinin katılmaması için ve elbette denizin tanınmasına katkı sunmak için yazdım. <a href="http://www.karadenizolay.com/"><img src="http://www.karadenizolay.com/resimler/plaj/plaj6.jpg" border="0" alt="" width="468" height="312" align="left" /></a></p>
<p>Biliyorum şimdi bana kızan çok sayıda plaj işletmecisi vardır, hatta yerel yöneticiler bile şunu diyorlardır kuşkusuz, “manyak mıdır nedir bu adam, biz bölgeye insan gelsin de nasıl gelirse gelsin hesabını yaparken tutturmuş karadenizi kötülüyor. Böyle insan olur mu, böyle Karadenizlilik olur mu?” Haklı olanlar vardır elbette, hiç kimse yüz de yüz en doğrusunu bilmeyebilir ama Karadenizliliğin bir de dürüst olma vasfı vardır. İşimize gelmese de yanlışa karşı çıkmak huyumuzdur.</p>
<p>Bu huy bende de nüksetmiş olabilir, bunları ona versinler. Giresun’un Piraziz ilçesi’nde güzel bir plaj ile hizmet vermeye çalışan Karadenizli Ahmet Osmanlı tam da deniz sevdalılarından birisi mesela.Elbette milyarlarca yatırım yapıp da işletmesinden söz edilmesini ister.</p>
<p><a href="http://www.karadenizolay.com/"><img src="http://www.karadenizolay.com/resimler/plaj/plaj2.jpg" border="0" alt="" width="468" height="702" /></a>Piraziz, Karadeniz sahil yolunda deniz tarafında ilginç hayvan figürleri ve heykellerinin sıralanmasıyla hemen fark edilebilen ilçelerimizden birisi. Bir de kocaman Karadenizli erkek ve bayan kemençeci heykeli vardır yine yol güzergahında. Osman bey burada, tamda bizim işlediğimiz konunun aksini ispatlama gayretindeki bir girişimcimiz. Yazdıklarımızın Osman bey ve tesisleri ile de alakası yok tabi, ben genel anlamda deniz ve insanımızı konu edinmişim. Karadenizli olup da yüzme bilmeyen yoktur diye bilinse de yüksek köylerden elbette yüzme bilmeyenlerimiz çıkar. Bende mesela denizi babaannemle tanımıştım. Çocuktum ama baba annem, dedemden korkarak, çekinerek bana kendisini deniz kenarına götürmemi istemişti. Dedem de severdi beni, kırmaz dı ya da benim yaptığım yanlışta olsa ben dedemi kafaya alırdım ve kızmazdı. Belki de babaannem de onun için benimle denize gitmek isterdi Deniz dediysem yüzmeye değil, sadece deniz kenarındaki kumsalda kum banyosu yapmaya tabi. Babaannemin dizleri ağrırdı Romatizma’dan, hoş bu bölgede dizleri ağrımayan pek az insan vardır sanırım.<a href="http://www.karadenizolay.com/"><img src="http://www.karadenizolay.com/resimler/plaj/plaj9.jpg" border="0" alt="" width="468" height="312" /></a></p>
<p> İşte kum banyosu ile diz ağrılarından kurtulmak için belki biraz rahatlaması için giderdik kum banyosuna. Ama o dönemler, 35 yıl kadar önceleri, şimdi ki kadar yeşillik yok, ham araziler ifterilik (eğrelti otu), çay yaygın değil, fındıklıklar bugünkü gibi değil ve hasılı hem o dönemler biraz daha fazla güneş alıyordu bölgemiz. Babaannemi kumlara gömer bende kumsalda oynardım güneş altında ama denize giremezdim, hem ufaktım babaannem(nenem) bırakmazdı. Sonraları, Rize’de Alipaşa köyünde dururken sahile yakındık, orada arkadaşlarla giderdik ama çok az. Babamla birkaç kez denize gitmişimdir ama esas yüzmeyi de orada öğrenmişimdir. Zaten her zaman Güneş olmadığı için de fındık ayı, çay mevsimi, çayır biçme derken yaz gelip geçerdi denizi görmek ne mümkün. O dönemler şimdiki gibi de araç bolluğu yok, yollar bugün ki gibi değil velhasılı ulaşım imkanlarımız kısıtlıydı onun yüzünden de şimdiki kadar kolay denize ulaşmak mümkün olmuyordu. Sonra Karadeniz’de bayanların denize girmesi önceleri “ayıp” sayılırdı, hoş şimdilerde de o yaygın kanaat halidir ama onu aşabilmek de mümkündü.</p>
<p><a href="http://www.karadenizolay.com/"><img src="http://www.karadenizolay.com/resimler/plaj/plaj8.jpg" border="0" alt="" width="468" height="702" /></a>Mesela Rize’nin Uzunköyü’nden, Redoz, Araloz, Manganoz’dan gece kamyonlara binilir ve denize gece gidilirdi. “ayıp” denilen o denize ancak gece girildiğinde ayıp perdesi aralanmazdı! Bir çok yerde hala aynı şekilde denize gidildiğini sanıyorum. Bu sözünü ettiğim yıllar, 1970’li yıllardı. Ama o günler, belki bıraz kaygıyla korkuyla karışık denize girilirken şimdilerde gündüz gözüyle ve sakin yerlerde bayanların denizle buluşması sağlanabiliyor. Deniz, sadece serinlemek için değil ama kaplıcaları yönünden de aslında su kaynakları açısından değil belki ama tesisler açısından bakıldığında onların olmaması denizi biraz da şifa kaynağı olarak görmelerindendi. Gündüz akşama kadar çay toplayan bayanlar, günün yorgunluğuna bir dinginlik kanazımlıktı gece deniz sefaları hem de bir eğlence tabi. Ayrıca yukarda da sözünü etmiştim, ağrıyan dizlere şifa olur, ağrıları dindirir diye de gidilirdi. “Ayıp” sayılan şey, bölgenin mutaassıp yapısından kaynaklanan biraz da dinsel anlamda mahrem ve namahrem kaygısı ve korkusu idi. Bir başka ifadeyle de hoşgörüsüzlüğün yaygınlığından kaynaklanan, dedikodu malzemesi olmamaktı belki.</p>
<p><a href="http://www.karadenizolay.com/"><img src="http://www.karadenizolay.com/resimler/plaj/plaj7.jpg" border="0" alt="" width="468" height="312" /></a>Karadenizlinin denize girmesi gereken yer seçimi, imkanlara göre değişiyor. Aracı olanlar plajlara gidebilir belki ama Karadeniz sahil yolunda, yol boyunca giderken neresi uygunsa denize girmek için orada denize girilir. Denize girmek için özel bir hazırlık da gerekmez. Deniz, Akdeniz veya Ege denizleri gibi aşırı tuzlu olmadığından Karadeniz de denize girdikten sonra duş alma zorunluluğu da hissetmezsiniz. Şimdi deniz-kum- güneş, Doğu Karadeniz’e has bir tatil değil belki ama bunun için imkan yok değil. Örnek, Giresun’un Piraziz ilçesinde de var, Rize’nin Pazar ilçesi’nde de, Trabzon’un yalıncak beldesi’nde, Yıldızlı’da, Araklı’da,Kalecik’te, Sürmene’de Çamburnu’nda, Akçaabat, Vakfikebir, Beşikdüzü, Giresun’un Eynesil, Görele, Bulancak,Tirebolu’da , Piraziz’de, Rize’nin Çayeli, İyidere, Gündoğdu, Derepazarı, Fındıklı, Ardeşen, Artvin’in Hopa, Arhavi’de, Ordu’da, Ordu’nun Fatsa ve Ünye ilçelerinde ve ilçeleri sahillerinde de plajlar da bulunuyor, doğal tabi plajlarda. Samsun ve Sinop, nispeten Doğu Karadeniz iklimi dışında olduğundan oraları saymıyorum, çünkü Terme’de, de Samsun’un 19 Mayıs ilçesinde de Samsun sahillerinde plajlar var. Sinop, bölgemizin Antalya’sıdır. Gerze de dahil sahillerinde plajları hiç de Ege ve Akdeniz sahillerini aratmaz.</p>
<p><a href="http://www.karadenizolay.com/"><img src="http://www.karadenizolay.com/resimler/plaj/plaj5.jpg" border="0" alt="" width="468" height="312" /></a>Bu benim sözünü ettiğim Doğu Karadeniz bölgemize has şartlardır. Bir aylık bir zaman sürecinde elime gelen doneleri haberleştireyim ama hele bir güneş açsın istedim. Olmadı. Havalar hep kapalı nerdeyse her gün yağmur yağıyor veya hava bulutlu ve kapalı. Ama maillerin ardı arkası kesilmiyor. O zaman yazayım diyorum ama neyse oyle tabi. Olduğu gibi, abartmadan ve de doğallığı ile. Ben böyle şartlar da nasıl bir deniz ve plajı ön plana çıkaracak haber yapayım. Bu haberi okuyan Kıbrıslı, gelip burada denize girmek isterse, güneş ararsa ben ona Güneş’i nerde bulayım. Biz de gerçek bu ama buna rağmen deniz-kum ve belki güneş yerine gölge der, kurtarırız zevahiri..</p>
<p><a href="http://www.karadenizolay.com/sayfa.asp?sayfaID=3"><img src="http://www.karadenizolay.com/resimler/plaj/plaj12.jpg" border="0" alt="" width="468" height="312" /></a><br />
Ama Giresun’un Piraziz ilçesi’nden mailleri ile bana güzel bir işletmecilik örneği verdiğini ifade eden Celal Başoğlu’nun maillerini olduğu gibi sizlerinde bilgisine sunmak istiyorum. Fotoğrafları ile birlikte;</p>
<p>KARADENİZLİ YERLİ YATIRIMCI ÇALISIYOR Celal Başoğlu’nun gönderisi Mailleri; “Kemal bey merhaba nasılsınız ıysınızdır umarım bır sorun mu oldu acaba Kemal bey ınanın kardenız olsun kendı yerımız olsun tanıtılması ve daha cok kıtleye hıtap etmek ıcın cok ugraslar verıyoruz ama sızden bır yanıt alamamak ınanın benı cok uzuyor cunku her gun sıtenızde yazılarınızı takıp eden bırı yım sızınde asagdakı meılden sonra nıye bır sonuc atmamanız benı baya dusundurdu sızden bu konuda ılgı ve yardım beklıyorum saygılarımı sunuyorum” Bir başka maili; “merhaba ıyı yayınlar iyi çalışmalar Ben Gireun Piraziz ilçesinden size yazıyorum doğanın saklı cenneti olan karadeniz dublo (sahil) yol çalışmasından sonra halkı tarafından olsun yada dısarıdan gelen misafırlerini ağırlamak bakımından olsun deniziyle ne kadar misafırlerini agırlıyor. ne kadar ömrü kaldı ve halkına ne kadar güneydeki gibi yaz sezonunda hizmet vermeye hedefliyor ve planlıyor ama yerli girişimci bunun farkında ve karadenizin bir gün mutlaka keşf edilceğini biliyor ve buna şimdiden hazırlanıyor küresel ısınma ne kadar yurdumuzu dünyamızı etkilese de biz yurdum insana halkı için bir çaba gösteriyor ve halkının denizinden doğasından yaylalarından yararlanması icin elinden geleni yapıyor iste size göndericem resimlerden bir örnek güneyde antalya marmarıs fethıyede acılmıs bırcok yerden karadenız sahılerındede bır doga cennetıne kurulmus ve halkına bır mısyon edınmıs ve bır cok kısıye ornek olmus bır yer BAŞOĞLU PLAJI resımlerı sıze gonderıyorum ıncelersenız sevınırım bu konuda nasıl bır haber yaparsınız bılmıyorum ama bu yörenın kalkınması için bize yardımlarınızı esirgemicenize eminim lütfen bu konuda banada bilgi verirseniz sevinirim lütfen dikkatleri denizlere dogaya ve gelicemize bir nebze yardım edın yarınlar bizim. melinizi bekliycem bu konuda olumlu ve olumsuz bır meıl atarsanız sevınırım benden ıstedınız baska seyler olursada seve seve bır calısma yapmak ısterım bana yardım edıcenızı umuyorum Saygılarımla Not: bu konuda ınanın yardımcı olucanıza ınanıyorum sıtenızde bu haberı sızlerın yorumuzdan gormek ınanın taktıre sayen olucaktır sonucta bır emek ve calısma var sızde bır emekcısınız saygılarımla” Bir başka meili; “Ayrıca gezı ve yorum kosenız gercekten cok guzel bılıyorsunuz karadenıze olumlu yonde bır guney sahılerı gıbı kımse katkıda bulunmuyor ancak sız bu konuda yayınlarınızla bıze destek olursanız ınternet aracıgıyla daha olumlu sonuclar dogurcaktır dıye dusunuyorum ayrıca yerımız maden mahallesı egrıce mevkıı dıye gecıyor giresun piraziz merkeze gelemeden sızden yardım beklıyorum umarım sıze bu konuda fazla sıkınlık vermemısdır tesekurler” Bir başka meili: “Merhabalar sıze son cektıgım resımlerı ve umarım yararlı olur bu resımler ıncelemenız ve bu haber konusunda duyarlı oludunuz bılıyorum yardımlarınızı beklıyorum cunku zaman ve emek kolaybır sey degıl umarım tanısma ımkanıda buluruz bana yanıt verırsenız sevınırım saygılar” Bir başka maili; “Merhabalar ılk sıze cok ama cok tessekur ederım bana cevap verdınız ıcın bunu bu kadar meılden sonra ısyan edıyor bana dıye dusunmeyın keske karsılıklı oturup bu konuları konusma fırsatımız olsa ve tartıssak yazdıklarınızda yuzde yuz haklısnız tebıkı dedıklerınızde dogru yalnız bılıyorsunuz denız sezonluk olarak degerlendırılmesı gerekır dıye dusunuyorum nasıl bır guney televızyonda veya baska bır yerde kendı reklamını yapıp yazı degerlendırıyorsa bız nıye yapmıyalım cunku okul sezonu acılıp ta sonbahar mevsımıne gırdıkten sonra bu haberlerın bır ozelıgı kalmıycak dıye dusunuyorum Kemal bey belkıde yalnıs dusuyorum cunku Karadenız adı gıbı hırcın ve her mevsımı guzel o yuzden dedıgım gıbı fındık mevsımı geldı su anda bırcok kıs fındıgını toplmaya gıtı denız sezonu agustos onu gıbı kapanır dıye dusunuyorum sızın dusuncelerınız ve yardımınız dıger meılerde dedıgım gıbı benım ıcın onemlı bu konuda ınanın bana yardımcı olucanızı umuyorum cunku aynı seylerı dusunuyoruz dıye dusunuyorum sımdıden saygılarımı sunuyor olumlu gelısmelerınızı beklıyorum . Çok teşşekurler” Ve bir plaj tanıtmı, sahibinin ifadeleriyle; “BAŞLIK OLARAK : Bulancak Piraziz arası sıcak bir mola. Başoğlu plajı<a href="http://www.karadenizolay.com/sayfa.asp?sayfaID=3"><img src="http://www.karadenizolay.com/resimler/plaj/plaj1.jpg" border="0" alt="" width="468" height="351" /></a> Giresunun Bulancak semtinde eşsiz dekoru ve güzel ortamı ile sizlere huzurlu bir yer sunmaktadır. Aileniz, arkadaşlarınız ve dostlarınızla rahat sohbet ederek dinlenecek ve hoş vakit geçirebileceksiniz. İsterseniz kapalı cafe ortamında bir yandan sohbet ederken çayınızı yudumlar ya da karadenizin o nadıde eşsiz kumsalında dinlenerek günün yorgunluğunu stresini atabilirsiniz Pazar sabahları kahvaltınızı ederken bir yandan günlük gazetenizi okuyacaksınız. Bulancaklılara tüm gün süresince tam bir tatil kompleksi olarak hizmet veren başoğlu plajı (sahil club), yaz aylarında sıcaktan bunalan ve keyifli bir tatil günü geçirmek isteyenleri ağırlıyor. Bulancagın denize girilebilir sahillerindeki “başoğlu plajı çeşitli spor aktiviteleri, yarışmalar, düzenleniyor. Her türlü ihtiyacın düşünüldüğü tesisle; restoran, cafeleri ve çeşitli etkinlikleri ile sankı güney sahillerinde gibi eğlenceli bir tatil günü sunuyor. Başoğlu plajı,uygun fiyatları ve etkinlikleri ile yaz aylarında da sizlerle. Sabah 08.00’de açılan mekan, gece 02.00’de kapanıyor. deniz,kum ve güneşin tadını çıkarmak için ideal bir yer başoğlu plajı karadeniz kıyısında yaşamın özgürlüğünü, renklerin cümbüşünü ve bir tatil düşünü size cömertçe sunan saklı bir cennetAyrıca özel günlerde her yönü ile müşterilerine hizmeti bir ilke edinen Başoğlu plajı yemek konusunda Agızınızda tat bırakacak zengın menüsü ile sız Bulancak halkına hızmet duymaktan zevk almaktadır . YEMEKLİ MENÜYEMEKLİ MENÜ YEMEKLI MENU Piliç Izgara, Piliç Kavurma, Izgara Köfte,VE TÜM IZGARA ÇEŞİTLERİ Şinitzel Salata Tatlı veya Meyva SICAK VE SOGUK İÇECEKLER SİZDE TUM GÜNÜN YORGUNLUGUNU ATMAK ARKADASINIZLA VE AILENIZLE BIRLIKTE GUZEL DAKIKALAR GECIRMEK ISTERSENIZ BIR DAKIKALIK MOLANIZ ICIN BAŞOĞLU PLAJINI SECIN İTİBAT İÇİN CELAL BAŞOĞLU:05336168383”</p>
<table id="puan_ver" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td><a href="http://www.karadenizolay.com/sayfa.asp?sayfaID=3" target="_parent"><img src="http://www.karadenizolay.com/blok/images/galerireklam1.jpg" border="0" alt="Karadeniz'den Dünya'ya Farklı Bir Bakış!" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bu cepler çok konuşturur!]]></title>
<link>http://teknolojihaberlerim.wordpress.com/2008/06/23/bu-cepler-cok-konusturur/</link>
<pubDate>Mon, 23 Jun 2008 15:22:30 +0000</pubDate>
<dc:creator>teknolojihaberlerim</dc:creator>
<guid>http://teknolojihaberlerim.wordpress.com/2008/06/23/bu-cepler-cok-konusturur/</guid>
<description><![CDATA[Son 15 günde ikisi Barcelona&#8217;da düzenlenen Dünya GSM Kongresi&#8217;nde, diğer ikisi de So]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Son 15 günde ikisi Barcelona'da düzenlenen Dünya GSM Kongresi'nde, diğer ikisi de SonyEricsson'un Londra'da düzenlediği toplantıda tanıtılan dört yeni model cep telefonu, 2006'da cep pazarının gideceği yön hakkında önemli ipuçları verdi. <BR><BR>2005'te 2.0 megapiksel <BR>Birbirinden gelişmiş özelliklerle tasarlanan bu dört telefonun ortak özelliği, dijital kamera teknolojisini 3.2 megapiksel (MP) seviyesine çıkarıyor olmaları. Geçtiğimiz yıllarda 1.0 - 1.3 MP, 2005 yılında 2.0 MP ile adeta üst seviye cep telefonlarında standart haline gelen megapiksel kapasitesi, böylelikle bir üst seviye olan 3.2 MP seviyesine 2006 yılıyla birlikte çıkmış oldu. Telefonlarda kullanılan megapiksel seviyesi ne kadar yükselirse, çekilen fotoğrafların kalitesi de o oranda artıyor. <BR><BR>Bundan iki hafta önce Barcelona'da, BenQ-Siemens ile Samsung 3.2 MP seviyesindeki modellerini tanıtmıştı. Bu modeller, BenQ-Siemens EF91 ve Samsung P850. SonyEricsson ise geçtiğimiz hafta tanıttığı K800 ve K790 modelleriyle bu seviyede rakiplerini yakalamış oldu. <BR><BR>Sony'nin etkisi <BR>Firma bu modellerde, Sony'nin dijital fotoğraf serisi Cybort-shot'ı kullanıyor. Böylelikle, Walkman'in ardından Sony'nin iddialı olduğu bir alan daha, SonyEricsson bünyesinde kullanılmaya başlamış oldu. Ürünlerde, dahili Xenon flaş, otofokus ve pek çok farklı gelişmiş çekim özelliği bulunuyor. Yeni modeller 2006'nın ikinci çeyreğinde pazara çıkarılacak. <BR><BR>Yeni nesil araç kiti <BR>Toplantıda, K510i, W300i, Z530i ve K310i modellerini de tanıtan Sony Ericsson, bunun yanı sıra, üç farklı Bluetooth (Cihazların birbirleriyle kablosuz veri transferi yapması) aksesuarını da tanıttı. Bu aksesuarlardan, HB-100 Bluetooth araç kiti, araç içerisinde kolaylıkla monte edilerek kullanılabiliyor. HB-100'ün üzerinde açma-kapama gibi menü kullanım özellikleri de yer alıyor. Cihaz, 20 saat konuşma, 600 saat bekleme süresi özelliğine sahip. <BR><BR>MP3 çalar destekli <BR>Samsung'un bu kategorideki yeni modeli P850 ise, video kayıt ve müzikçalar gibi birçok multimedya özelliğin yanı sıra 3.2 megapiksel kamera ve MP3 çalara sahip. Samsung oldukça iddialı olduğu bir alan olan gelişmiş ekran teknolojisini bu üründe de kullanıyor. Telefonda geniş ekran ve deri dış yüzey bulunuyor. Samsung'un bu modeli, HSDPA teknolojisini destekliyor. Telefonun 2006 yılının üçüncü çeyreğinde piyasaya çıkarılacağı açıklandı. <BR><BR>Hızlı mobil internet <BR>BenQ-Siemens EF91, 3.2 MP teknolojisinin yanı sıra, 3G ve HSDPA (Yüksek Hızda Veri Paketi İndirme) teknolojilerini de destekliyor. <BR>1.6 - 1.8 Mbit bağlantı hızına çıkılabilen HSDPA teknolojisi ile geliştirilen EF91, 3.2 megapiksel çözünürlükte kameraya sahip. MP3 çalar fonksiyonu bulunan EF91'de 2 inch boyutunda ekran var. EF91'in pazara Haziran ayında çıkarılması planlanıyor. <BR><BR>DİJİTAL OYUNCAKLAR <BR>İPod ev müzik sistemi oldu <BR>Apple firması, geçtiğimiz hafta farklı kategorilerde yeni model ürünlerini tanıttı. Bu ürünler arasında Intel Core Duo işlemcili ve öncekine göre dört kata kadar daha fazla performansa sahip Mac mini de bulunuyor. <BR>Mac mini kullanıcıları cihazı Apple Kumanda ile de kullanabilecek. <BR>Apple'ın tanıttığı bir diğer ürün olan iPod Hi - Fi Hoparlör ise, iPod ile çalışıyor ve ev müzik çözümü olarak kullanılıyor. <BR>Hi - Fi hoparlör sistemi iPod Hi - Fi, akustik performans destekli stereo ses sistemine sahip bir ürün ve kolay kullanım özelliğine sahip. <BR><BR>Plazma TV'de 80 GB depo! <BR>Pioneer firmasının 50 inch ve 60 inch plazma TV modelleri bundan böyle, 80 GB sabit diske 227 saat kayıt yapma imkânı bulunan Pioneer DVR-433H/S hediyesi ile satılacak. Kampanya, 43 inç plazma seçeneği ile birlikte, 12 saat kayıt yapabilen, DVR-230-S modelini de kapsıyor. <BR><BR>MP3 çalar dijital makinede <BR>Samsung, Digimax i6 modelini Türkiye'de satışa çıkardı. 18 milimetre inceliğinde, aliminyum gövdeye sahip i6'da, 2.5 inch LCD ekran var. MP3 çalarlı fotoğraf makinesi, 6 megapiksel çözünürlük destekli.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Karadeniz'i önce biz gezelim]]></title>
<link>http://mkaycicek.wordpress.com/?p=7</link>
<pubDate>Wed, 18 Jun 2008 12:20:20 +0000</pubDate>
<dc:creator>mkaycicek</dc:creator>
<guid>http://mkaycicek.wordpress.com/?p=7</guid>
<description><![CDATA[

M. Kemal AYÇİÇEK - 02 Ekim 2007

(www.karadenizolay.com) sahibi yayın yönetmeni
Tatil, gezi a]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight:bold;"><a href="http://www.karadenizolay.com"><img class="aligncenter" src="http://www.karadenizolay.com/images/site_logo.gif" alt="" /></a></span></p>
<p><span style="font-weight:bold;"><a href="http://www.karadenizolay.com"><img class="aligncenter" src="http://www.karadenizolay.com/resimler/yazar/denizingetirdikleri.jpg" alt="" /></a></span></p>
<p><span style="font-weight:bold;">M. Kemal AYÇİÇEK - 02 Ekim 2007</span></p>
<p><a href="http://www.karadenizolay.com"><img class="alignright" src="http://www.karadenizolay.com/images/logo.jpg" alt="" /></a></p>
<p>(<a href="http://www.karadenizolay.com">www.karadenizolay.com</a>) sahibi yayın yönetmeni</p>
<p>Tatil, gezi ağabeyimin deyimiyle “kizirlik” benim işim, zaman zaman “keşke babamın petrol istasyonu olsaydı” diye geçirmişim içimden, kimselere çaktırmadan, gezmişim yurdumuzun öncelikli gezilebilecek yerlerini. Ama gitmediğim yerler var, görmediğim ama gitmek istediğim yöreler elbette var ama Karadeniz, bu bölgeyi önce kendi insanımızın gezmesinden yanayım. İstiyorum ki, bu bölgede yaşayan herkes, mutlaka gezsin bu bölgeyi adım adım gezsin, öncelikle gezsin!</p>
<p>Neden durmadan bu “gezsin” ifadesini sık kullanıyorum, bölgemizin kıymetini bölgemize yabancılar doluştuktan sonra fark etmemiz bize çok şey kaybettirirde ondan. İstiyorum ki, biz kendi bölgemizi yabancılar rağbet ediyor diye değil, bu bölgenin yaşayanları olarak gezip, tozmalı, tanımalı ve bilmeliyiz. Karadenizliyiz ama dikkat edin, kendinizden yola çıkarak bakın, biraz düşünün sizdebana hak vereceksiniz! Siz mesela, kendi yaylanızın bulunmadığı hangi vadisine çıktınız ki? Hangi vadiden yukarılara, bilmeden gittiniz? Var mı gittiğiniz yerler, sayın bakalım hangi vadilere çıkmışsınız, hangi yaylalardan geçmişsiniz?<br />
<a href="http://www.karadenizolay.com"><img class="alignright" style="float:right;width:280px;height:209px;border:0;margin:2px 5px;" src="http://www.karadenizolay.com/resimler/gezi_haber/cakirgol/cakirgol_1.jpg" border="0" alt="Trabzon'un Düzköy ilçesindeki Haçka yaylası" hspace="5" vspace="2" width="280" height="209" align="right" /></a><br />
Askerde arkadaşlarım Sumela manastırından söz açıldığında Trabzonlu olduğum için benden anlatmamı isterlerdi, konuyu değiştirip, kaçamak cevaplarla geçiştirmenin yollarını arardım. Sonra da dikkat kesilen birileri, “yoksa sen gitmedin mi Sumela’ya” deyince de sevmediğim halde yalan söylerdim, “yok gittim, biliyorum” diye ama yalandı! Mahcup olduğumdan yalan söylerdim, el alem benim memleketimdeki bir değerden söz ederken ben kendi memleketimdeki değerden habersiz olabilir mi idim! Ama olmuştum, askere bile yabancı şubeden İstanbul Eminönü askerlik şubesinden gitmiştim çünkü! Memleketime yabancı büyümüştüm, kültürünün, yerelliğinin farkına askerlik dönüşünden sonra varabilmeye çalıştım. <br />
                                                                                        (fotograf: Haçka yaylası)<br />
Şimdi bir çok gencimiz var ki askerliğine kadar Trabzon’un dışına çıkmamış ama Trabzon’un ilçelerinden de habersiz, sadece uzun sokak, kunduracılar, Atapark belki meydanın dışından bile habersiz. Oysa hep yaylalarımızdan hep Karadeniz Bölgesi’nin yeşilliklerinden söz edilirken, biz aslında sanki yeşilden bezginlik içindeyiz. Biz, içinde bulunduğumuz cennetin farkında değiliz! Ama olmalıyız. Kendi bölgemizin güzelliklerini önce bizim bilmemiz bizim yaşamamız lazım, çünkü bu öncelikle bizim hakkımız!<br />
<a href="http://www.karadenizolay.com"><img src="http://www.karadenizolay.com/resimler/gezi_haber/cakirgol/cakirgol_3.jpg" alt="Trabzon'un Maçka yaylalarından" width="603" height="361" /></a><br />
Yabancı turistlerin ziyaretçi sayılarıyla avunuyoruz, bu yıl oldukça bereketli bir sezon geçirdi bölgemiz turistik tesisleri, zaman zaman konaklama alanlarında yer bile bulamadılar. Onlar, yani yabancılar elbette gelecek ama onlardan önce bizim de Hıdırnebi, Haçkalı, Kayabaşı, Lişer, Kalecik, Yomralıların yaylası, Taşköprü, Camiboğazı, Zigana, Madur, Zuvas, Ayranlı, Ovit, Kafkasör, Çakırgöl gibi artık sayın sayabileceğiniz kadar ama tüm bu güzel mekanları gezmek insana ömür katar!</p>
<p>Nerelere kadar gidebildiniz? Düzköy vadisinden Akçaabatlılar, Köprübaşı vadisinden de sadece Sürmeneliler mi yararlanmalı? Vakfikebir, Şalpazarı, veya Çaykara vadisi her bir vadimizin kendine has kültürünü yerinde yaşamak lazım. Her vadinin kendine has cezb edici güzel yanları var.<br />
<a href="http://www.karadenizolay.com"><img class="alignleft" style="float:left;width:345px;height:258px;border:0;margin:2px 5px;" src="http://www.karadenizolay.com/resimler/gezi_haber/cakirgol/cakirgol_4.jpg" border="0" alt="Karadenizde derelerde serinlemek de gerekir" hspace="5" vspace="2" width="345" height="258" align="left" /></a><br />
Ama bir yere giderken, illa önceden bilmek gerekmiyor. Bakın dikkat edin Japon turistlere, şehirde gezerken bile hep yalnız dolaşıyorlar. İsarilliler de öyle, kimselere muhtaç olmadan ve yabancı bir ülkenin topraklarında yapayalnız gezebilmek için adamlar binlerce kilometre uzaklıklardan geliyorlar, çekinmiyorlar gezmeye, tozmaya ama biz nedense bilmediğimiz bir yere gitmekten hep çekiniyoruz. Sanki cesaret edemiyoruz, sanki belki bir başka vadinin yaylasına gidilmesini hazmedemiyoruz, belki çekemiyor muyuz ne? Hep bildiğimiz yaylalar yerine güzergah belirleyelim vadilerden rast gele çıkalım yukarılara doğru, yollar boyunca gördüğümüz her çeşme başında durup, hem bir nefes açalım ve bir avuç dolusu su içelim! O sular, öncelikle bizim hakkımız, bunun bilincine varalım.</p>
<p>Ha, bu hafta değil de sakın önümüzdeki hafta “gideriz” demeyin, hiç ertelemeyin, içinize doğduğu hafta varın gidin, yeter ki gidin. Pişman olmayacak aksine mutlu olacaksınız, bugüne dek gitmediğinize vahlanacaksınız inanın.<br />
<a href="http://www.karadenizolay.com"><img class="alignright" style="float:right;width:318px;height:238px;border:0;margin:2px 5px;" src="http://www.karadenizolay.com/resimler/gezi_haber/cakirgol/cakirgol_5.jpg" border="0" alt="Çakırgöl, Gümüşhane'nin önemli turizm bölgesi" hspace="5" vspace="2" width="318" height="238" align="right" /></a><br />
İstanbul’dan misafirlerim geldi, onlarla çıktık yayla yollarına, istedim ki tüm gördüğüm yaylaları onlarda gezsin, biraz tadını çıkarmaktan uzak oldu belki ama kısa zamanda belki bir haftada gezilebilecek yerleri gezdik yeniden. Ama sitem işittim tabi bu gezmelerden, yorgun düşmüşlerdi. Belli ki gezdiğimiz yerleri sindirmeden geçmişiz, aynı gün de 3-4 yayla geçmişiz. Hızlı, tempolu bir koşturmaca olmuş gezimiz. Haklılardı sitemlerinde, yaylalar gezilirken koşturma caya gelmiyor. Dışarıdan gelenler, o tempoyla yorgun düşüyor ama zaman önemli. Zamanı değerlendirmek adına, belki kısa zamanda çok yer görme pahasına oldu ama hata ettik!</p>
<p>Fakat, çektikleri fotoğraflarla hoşnuttular. “iyi ki gitmişiz, iyi ki çok yer görmüşüz, iyi ki bu fotoğrafları çekmişiz” diye de tatil dönüşlerinden sonra teşekkür üstüne teşekkür ettiler.</p>
<p>Bundan sonra artık siz sadece sizin de olmayacaksınız, zaman da sizin olmayacak, bu bölgeye gelen tanıdıklarınıza zaman ayıracaksınız, siz de onlarla gezeceksiniz belki ama bu bizim insanlık görevimiz artık, yapacağız o kadarını. Bundan sonraki yıllarda artacak yoğunluğunuz, çünkü bu bölgede oturmayan ama tanıdığınız ahbaplarınız, dostlarınız veya onların tanıdıkları gelecek bu bölgeye ve sizlere uğrayacak, “nerelere gidelim” diyecekler.<br />
<a href="http://www.karadenizolay.com"><img class="alignleft" style="float:left;border:0;margin:2px 5px;" src="http://www.karadenizolay.com/resimler/gezi_haber/cakirgol/cakirgol_7.jpg" border="0" alt="Sumela Manastırı ve yaylalarımız içiçedir" hspace="5" vspace="2" width="551" height="281" align="left" /></a><br />
Onlara önerileriniz olabilmeli, ona hazırlıklı olmalısınız! Belki bir çoğunuz, “aman, nerde çıktı bu yayla turizmi, eskiden ne rahattık, şimdi rahatlıkta kalmadı gelen giden yüzünden” de diyebileceğiniz dönemlere hazırlıklı olun bence, onun için önce siz, kendiniz için gezin bu bölgeyi, önce siz haberdar olun bölgemizin adeta bir yeryüzü cenneti olduğundan. Yaz bitti, sonbaharda gezi mi olur demeyin, kış geldi sakın demeyin, elinizde imkan oldukça gezin ve kendinize gelin bence iyi edersiniz! Kalın sağlıcakla.</p>
<p><a href="http://www.karadenizolay.com"><img class="aligncenter" src="http://www.karadenizolay.com/resimler/fotogaleri_banner.gif" alt="" /><img src="http://www.karadenizolay.com/resimler/gezi_haber/cakirgol/cakirgol_6.jpg" alt="Çakırgöl, görenleri hayran bırakıyor" width="601" height="449" /></a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[GLI SCHEMI SEMPLICI DELLA COMUNICAZIONE POLITICO-FINANZIARIA 1]]></title>
<link>http://cacofonico74.wordpress.com/?p=133</link>
<pubDate>Sat, 10 May 2008 14:12:51 +0000</pubDate>
<dc:creator>Marco Ciaccia</dc:creator>
<guid>http://cacofonico74.wordpress.com/?p=133</guid>
<description><![CDATA[Ci sono strutture semiologiche e semiotiche molto radicali e radicate, che attingono a significati p]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify;">Ci sono strutture semiologiche e semiotiche molto radicali e radicate, che attingono a significati pre-razionali, tipiche della lotta politica capitalistica condotta attraverso i giornali.</p>
<p style="text-align:justify;">A volte si presentano in forme semplici anche se frutto di una lunga mediazione culturale e storica: <strong>il verbo "attaccare" </strong>è tipicamente usato in modo strillato nei titoli ed è ricco di implicazioni sociologiche. Chi attacca è generalmente svantaggiato nella lotta per la distribuzione delle risorse socioculturali ed è quindi inquadrato in un mirino che riporta le seguenti associazioni (<em>framing</em>): disordine, inquietudine, disagio, disforia, cattiveria; <strong>dal punto di vista, ovviamente, di chi è in posizione avvantaggiata e ha tutto l'interesse a dipingere la rottura dello status quo in termini allarmanti.</strong> Tuttavia non viene mai riproposto direttamente questo strato profondo e primitivo ma si utilizzano termini e implicazioni semantiche intermedie come "irritualità", cioè rottura della struttura di potere;<strong> in codice, è il segnale di allarme della tribù-fazione del capitalismo che si sente minacciata nei suoi interessi politico-culturali e chiama a raccolta le risorse nel lettorato </strong>.<br />
Poi ci sono strutture molto semplici in termini di isotopie. Nello stesso luogo si associano significati che si rimandano attraverso i titoli e le immagini. Oggi su Repubblica ritrovo un vecchio topos, molto efficacie e antagonistico: il campione nazionale e la "rogue" company. Il primo è naturalmente Telecom, naturalmente perchè è uno dei maggiori inserzionisti del quotidiano romano, ma anche perchè l'uscita di Tronchetti Provera e l'arrivo di Bernabè ha segnato nuove assonanze politico-finanziarie con il quadro politico dominante di cui Repubblica è l'espressione. Tanto che <strong>Sara Bennewitz</strong> non perde tempo fin dall'incipit dell'articolo</p>
<blockquote><p>I nuovi vertici di Telecom Italia riconquistano la fiducia del mercato</p></blockquote>
<p style="text-align:justify;">e subito a seguire, tanto per non sbagliarsi, la precisazione che è proprio Bernabè ad aver fatto salire il titolo e ad aver "guadagnato credibilità nei confronti della comunità finanziaria" (una catch phrase che rappresenterebbe, per un'agenzia di PR, il risultato del lavoro di mesi di persuasione, cene, inviti e incontri con i giornalisti). Più modesta la narrazione della riduzione di fatturato (-2,4%), MOL (-6,7%) ed EBIT (-35,4%), che è spiegata in modo molto conciliante e contestualizzato all'interno dell'articolo. Già nel 1994 il gruppo l'Espresso e il suo allora direttore Claudio Rinaldi si erano lanciati in un servizio molto lusinghiero, forse troppo a dire il vero, una dichiarazione d'amore per la dirigenza Bernabè all'ENI; in un momento in cui forse già si delineavano le scelte dei grandi gruppi in favore dell'Ulivo e della guida prodiana (Prodi sarà investito di questa carica nel giro di due giorni dopo una riunione riservata tra grandi imprenditori nel febbraio 1995). Lasciamo l'inappuntabile Bernabè, prodiano ma in buoni rapporti con Berlusconi, come bisogna, e andiamo al volto brutto e cattivo del capitalismo, un'impresa per i cui risultati negativi non è necessario spendere troppe spiegazioni o andare troppo per il sottile: l'<a href="http://www.hopa.it" target="_blank"><strong>Hopa</strong></a> di Gnutti.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Mussari: possibile la cessione di Hopa]]></title>
<link>http://4trading.wordpress.com/2008/03/11/mussari-possibile-la-cessione-di-hopa/</link>
<pubDate>Tue, 11 Mar 2008 11:17:14 +0000</pubDate>
<dc:creator>leotz</dc:creator>
<guid>http://4trading.wordpress.com/2008/03/11/mussari-possibile-la-cessione-di-hopa/</guid>
<description><![CDATA[(ASCA) - Milano, 11 mar - Mps potrebbe dismettere la propria partecipazione in Hopa. Lo ha annunciat]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>(ASCA) - Milano, 11 mar - Mps potrebbe dismettere la propria partecipazione in Hopa. Lo ha annunciato il presidente Giuseppe Mussari presentando agli analisti le linee guida del<br />
piano industriale 2008-2011. Dopo le sfumate operazioni di integrazione di Hopa prima con Mittel e poi con Palladio, ''a fronte di una non prospettiva - ha osservato Mussari - la<br />
vendita di Hopa rientra nelle possibilita'''.<br />
Mussari ha ricordato che Mps ha gia' operato una svalutazione di Hopa per 34 milioni di euro, e ''avendo fondi rischi sufficienti, non escludiamo di operare una ulteriore<br />
svalutazione sulla base dell'andamento della sottostante di Hopa, ovvero Telecom''.<br />
Prima di concludere, Mussari ha escluso che su Hopa ci siano ''ipotesi di ricapitalizzazione che ci possono interessare. Non ci sono arrivate proposte''.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Si daca-i miercuri ce?]]></title>
<link>http://gonebeforedaylight.wordpress.com/2007/04/11/72/</link>
<pubDate>Wed, 11 Apr 2007 14:28:47 +0000</pubDate>
<dc:creator>bliss</dc:creator>
<guid>http://gonebeforedaylight.wordpress.com/2007/04/11/72/</guid>
<description><![CDATA[sa pun melodia de luni? mai are sens? bineinteles ca are, din moment ce luni am uitat. si in caz ca ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>sa pun melodia de luni? mai are sens? bineinteles ca are, din moment ce luni am uitat. si in caz ca nu stiati tocmai s-a votat ca miercuri is the new luni asa ca nu incalcam prea multe legi. si ca sa nu ziceti c-ati asteptat degeaba, azi servim o melodie din categoria oldies but goldies. chiar daca nu ma mai dau in vant dupa ea, nu pot sa neg c-a fost o perioada in care mi se parea nustiucum. mai ales ca rasuna o data la doua pauze pe culoarele<a href="http://www.cnmv.ro"> mishului</a>. si ce sa ne mai dam dupa deget, cu totii am trecut prin epoca in care meditam la adevarurile ascunse ale vietii privind in gol si murmurand sfios diverse meaningful songs. era tot cam pe atunci cand daca nu erai vazut in mecul de la romana nu existai. pentru a comemora acele vremuri de mult apuse, ladies and gentlemen of the blogosphere, i give you the ladies and gentlemen of placebo. pentru o intarziata theme song #5: placebo-every me every you.</p>
<p><span style='text-align:center; display: block;'><object width='425' height='350'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/Zel7QBwg7HY'></param><param name='wmode' value='transparent'></param><embed src='http://www.youtube.com/v/Zel7QBwg7HY&rel=0' type='application/x-shockwave-flash' wmode='transparent' width='425' height='350'></embed></object></span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[*Titlu interesant*]]></title>
<link>http://gonebeforedaylight.wordpress.com/2007/04/02/70/</link>
<pubDate>Mon, 02 Apr 2007 12:42:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>bliss</dc:creator>
<guid>http://gonebeforedaylight.wordpress.com/2007/04/02/70/</guid>
<description><![CDATA[hai repejor ca lunea n-avem timp de vorbe prea multe. in weekend s-au purtat tot felul de discutii c]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>hai repejor ca lunea n-avem timp de vorbe prea multe. in weekend s-au purtat tot felul de discutii controversate <a href="http://gonebeforedaylight.wordpress.com/2007/03/29/esti-liber-sa-zici-ce-vreau/#comments">pe aici </a>ceea ce e bine, ca prea ar fi plictisitor sa fim cu totii de acord si sa traim in pace si armonie. si ca sa (va faceti ca) munciti mai cu spor iaca si niste muzichie. azi beneficiati de inca una din my favs, din motive pe care nu n-o sa le bloghez (ha!). asa ca ascultati si va minunati pana nu intra sefu-n camera theme song #4: audioslave-like a stone.</p>
<p><span style='text-align:center; display: block;'><object width='425' height='350'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/ABbgbIAh8ww'></param><param name='wmode' value='transparent'></param><embed src='http://www.youtube.com/v/ABbgbIAh8ww&rel=0' type='application/x-shockwave-flash' wmode='transparent' width='425' height='350'></embed></object></span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[2 in 1]]></title>
<link>http://gonebeforedaylight.wordpress.com/2007/03/26/2-in-1/</link>
<pubDate>Mon, 26 Mar 2007 10:12:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>bliss</dc:creator>
<guid>http://gonebeforedaylight.wordpress.com/2007/03/26/2-in-1/</guid>
<description><![CDATA[&nbsp;

azi dimineata in timp ce imi organizam agenda (a se citi incercam sa pun la un loc toate har]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p style="float:right;margin-left:10px;margin-bottom:10px;">&#160;</p>
<p><span style="font-size:0.9em;margin-top:0;"></span></p>
<p>azi dimineata in timp ce imi organizam agenda (a se citi incercam sa pun la un loc toate hartiutele, post it-urile si servetelele pe care sunt scrise taskuri de o importanta inimaginabila) m-a izbit revelatia: am o datorie! si e veche. asa c-ar fi bine s-o onorez odata, ca n-as vrea sa ma pun rau cu karma. mai ales acum ca se apropie pastele si o-sarbatoare-mult-mai-importanta-despre-care-vom-vorbi-la-momentul-potrivit, you can never be too careful. prin urmare, ca sa nu-mi aud vorbe ca ma fofilez de la lepse, o sa raspund pana si la <a href="http://mathesis.bleu.ro/?p=107">asta mai tricky</a> aruncata de Mathesis.</p>
<p><img src="http://farm1.static.flickr.com/151/434889056_7f77ea0993_m.jpg" style="border:2px solid #000000;" height="137" width="252" /></p>
<p>nu e chiar poza cu mine cand eram mica, e un minunat portret realizat de o mare artista in viata, pe numele ei de scena <a href="http://gonebeforedaylight.wordpress.com/2006/12/01/la-targu-de-vite/">infama</a> (a se observa ca n-a rezistat sa nu se strecoare si ea in el). dar va asigur ca este la fel de fidel ca orice poza.</p>
<p>eh, si acu' ca ne-am mai linistit cu lepsile astea sa ascultam si niste muzici. ca sa nu va mai supun la exercitii de imaginatie si alte acrobatii intelectuale, melodia de azi are chiar si videoclip! so enjoy theme song #3: the cardigans-you're the storm.</p>
<p><span style='text-align:center; display: block;'><object width='425' height='350'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/qviDXg4sSLI'></param><param name='wmode' value='transparent'></param><embed src='http://www.youtube.com/v/qviDXg4sSLI&rel=0' type='application/x-shockwave-flash' wmode='transparent' width='425' height='350'></embed></object></span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[The cutting edge of mediocrity]]></title>
<link>http://gonebeforedaylight.wordpress.com/2007/03/14/the-cutting-edge-of-mediocrity/</link>
<pubDate>Wed, 14 Mar 2007 16:21:36 +0000</pubDate>
<dc:creator>bliss</dc:creator>
<guid>http://gonebeforedaylight.wordpress.com/2007/03/14/the-cutting-edge-of-mediocrity/</guid>
<description><![CDATA[ma aflu aici in fata marii adunari blogosferice dupa o zi de intalniri si alergaturi in cea mai inco]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>ma aflu aici in fata marii adunari blogosferice dupa o zi de intalniri si alergaturi in cea mai inconfortabila pereche de pantofi din dotare, asa ca bear with me. avand niste junk food la activ (ups, that was supposed to be a secret) si alunecand intr-o usoara stare de <strike>lene</strike> oboseala intelectuala, cred ca cel mai bine ar fi sa va arat o chestie care-mi place si sa ne vedem fiecare de treburile noastre.</p>
<p>intr-una din rarele ocazii de peregrinare fara tinta pe net am dat de <a href="http://www.dooce.com/">un blog</a> care mi s-a parut asa simpatic ca l-am epuizat in cateva ore. si intre noi fie vorba, nu mi se intampla asta foarte des. desi nu stiu daca simpatic e chiar cuvantul cel mai potrivit aici. <a href="http://www.dooce.com/about.html">dooce</a> e o tipa care povesteste de toate, de la cum e sa suferi de anorexie la cum e viata intr-o mental institution la cum e sa schimbi the poopy diapers of your kid all day long. cu <em>multe</em> detalii. prea multe ar zice unii, cum am zis si eu cand am inceput sa citesc si nu intelegeam de ce ar incredinta cineva internetului niste chestii atat de personale. habar n-am, ideea e ca o face, si intr-un mod foarte funny si enjoyable. asa ca aruncati un ochi ca nici nu stiti ce pierdeti.</p>
<p>amanunt relevant, to whom it might concern: de vreo doi ani dooce traieste cu catel, purcel, sot si copil doar din veniturile generate de reclamele de pe blog si etc. so hell, she must be doing something right!</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Deci]]></title>
<link>http://gonebeforedaylight.wordpress.com/2007/03/09/deci/</link>
<pubDate>Fri, 09 Mar 2007 10:43:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>bliss</dc:creator>
<guid>http://gonebeforedaylight.wordpress.com/2007/03/09/deci/</guid>
<description><![CDATA[ e nu ca asa nu se mai poate! ce inseamna neglijenta asta? treci imediat in camera ta si scrie ceva ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p> e nu ca asa nu se mai poate! ce inseamna neglijenta asta? treci imediat in camera ta si scrie ceva in blogul ala. a-cum!<br />
<img src="http://www.weblogcartoons.com/cartoons/o-window.gif" alt="cartoon from www.weblogcartoons.com" height="397" width="399" /></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pentru ca]]></title>
<link>http://gonebeforedaylight.wordpress.com/2006/12/13/pentru-ca/</link>
<pubDate>Wed, 13 Dec 2006 16:44:24 +0000</pubDate>
<dc:creator>bliss</dc:creator>
<guid>http://gonebeforedaylight.wordpress.com/2006/12/13/pentru-ca/</guid>
<description><![CDATA[e miercuri seara. si-s la birou. si ma tot chinui sa scriu despre o campanie de informare cu privire]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>e miercuri seara. si-s la birou. si ma tot chinui sa scriu despre o campanie de informare cu privire la uniunea europeana. lunga de sase luni (campania, nu uniunea). in mediul rural din brasov. bazata pe teoria comunicarii in doua trepte (don't ask). si cum nu poti sa scrii o asemenea minunata compunerica fara o documentare serioasa in prealabil, iacata ma documentez. pe diverse saituri si bloguri, biensur. pe unde am dat si de <a href="http://despair.com/viewall.html">un loc</a> destul de simpatic.</p>
<p><img src="http://images.despair.com/products/demotivators/potential.jpg" height="334" width="399" /></p>
<p>daca nici asta nu e motivant, i don't know what is. asa ca inapoi la mediul rural din brasov cu spor si elan, cos i wanna be an  astronaut when i grow up.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[La targu de vite]]></title>
<link>http://gonebeforedaylight.wordpress.com/2006/12/01/la-targu-de-vite/</link>
<pubDate>Fri, 01 Dec 2006 22:28:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>bliss</dc:creator>
<guid>http://gonebeforedaylight.wordpress.com/2006/12/01/la-targu-de-vite/</guid>
<description><![CDATA[uf credeam ca nu se mai termina saptamana asta. atatea chestii care sa mearga aiurea de mult n-am ma]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>uf credeam ca nu se mai termina saptamana asta. atatea chestii care sa mearga aiurea de mult n-am mai vazut. si vroiam sa va povestesc ca sa ne enervam impreuna dar intre timp m-am hotarat sa feng-shui my blog si sa nu las nici o energie negativa sa bantuie pe aici. asa ca forget all about job related stuff ca doar de-aia e vineri seara si the music's playing on cum bine zice fatuca asta de la the cardigans.</p>
<p>totusi ziua asta libera nu e o idee asa buna pentru ca oamenii fac tot felul de lucruri pe care nu le-ar face in mod obisnuit. eu, de exemplu. i am deeply ashamed to say it dar..am fost prin plaza. nu mai aruncati cu rosii in mine, ca am fost in interes de serviciu.</p>
<p>desi cu totii stim ca o lege nescrisa zice thou shalt never go alone to thy plaza, sunt mandra sa anunt ca am invins singura monstrul (pentru ca he's outta town si infama a refuzat sa ma acompanieze, dar nu asta-i important acum). care monstru trebuie spus ca a aruncat in lupta tot ce avea mai bun. in primul rand, men's best friends, fufele. alea cu cizme albe de lac si cercei rotunzi mai mari decat capul de care erau agatati. si cu fufii din dotare, evident. aia cu tricouri mulate pe muschii fabricati la sala de la obor si cu trei mobile in fiecare mana.</p>
<p>coabitand in pace si buna intelegere cu sus-numitii, erau familiile iesite sa spend some quality time. adica sa se indoape cu niste crispy strips de la kfc (toti), sa se uite resemnat dupa sus-numitele (el), sa urle la ala micu sa nu mai arunce mancarea pe jos (ea), sa arunce mancarea pe jos (ala micu, apparentely the brains of the family).</p>
<p><img width="600" src="http://www.tase.ro/media/1/2005-04/rip_pit_stop.jpg" height="450" style="width:600px;height:450px;" /></p>
<p>departe de ispita marsava a caloriilor, vanturand apatic o sticla de izvorul alb dintr-o mana in alta ne ciocnim de fidelele asezamantului. pe la 25-30 de anisori, cu atitudinea specifica de interesting-misterious-independent ice queen, these fine broads isi cheltuie orele libere si salariile bunicele pe de-alde zara, mango si alte nume rasunatoare.</p>
<p>si vazandu-i pe toti cum se studiaza si se cantaresc cu ochi de expert, mi-am zis sfioasa ca nu mai e ca pe vremea mea si c-ar fi cazul sa-mi iau talpasita repejor. si sa ma indrept de ce nu, spre casa. cu toate ca e vineri seara, si cine sta vineri seara acasa?! i'm so last summer!</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Happy Monday]]></title>
<link>http://gonebeforedaylight.wordpress.com/2006/11/20/happy-monday/</link>
<pubDate>Mon, 20 Nov 2006 09:31:49 +0000</pubDate>
<dc:creator>bliss</dc:creator>
<guid>http://gonebeforedaylight.wordpress.com/2006/11/20/happy-monday/</guid>
<description><![CDATA[                                                                 ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="///C:/DOCUME%7E1/OANANU%7E1/LOCALS%7E1/Temp/moz-screenshot.jpg" />                                                                        <img src="http://i75.photobucket.com/albums/i301/cute_countrygirl_sc/mondays-suck.gif" height="289" width="443" /></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[2006 DP]]></title>
<link>http://gonebeforedaylight.wordpress.com/2006/11/15/2006-dp/</link>
<pubDate>Wed, 15 Nov 2006 13:11:52 +0000</pubDate>
<dc:creator>bliss</dc:creator>
<guid>http://gonebeforedaylight.wordpress.com/2006/11/15/2006-dp/</guid>
<description><![CDATA[adica dupa politologie. pe care am luat-o. nu pentru c-as fi uimit asistenta cu vastele mele cunosti]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>adica dupa politologie. pe care am luat-o. nu pentru c-as fi uimit asistenta cu vastele mele cunostinte, ci pentru ca nestiind cu cine are de-a face, profesorul a facut greseala fatala de a ma indemna sa vorbesc liber. si liber vorbit-am pana si-a zis probabil ca enough is enough si mi-a dat un minunat sase. s a s e! cea mai mare nota de azi, in treacat fie spus. asa c-as vrea sa multumesc totusi pe aceasta cale nu lui dumnezeu si fanilor ci ioanei pentru rezumatele ei fara de care soarta mi-ar fi fost mult mai nefericita si nota mult mai mica.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Daca nu schimbi titlul postului]]></title>
<link>http://gonebeforedaylight.wordpress.com/2006/11/07/quickie/</link>
<pubDate>Tue, 07 Nov 2006 08:21:57 +0000</pubDate>
<dc:creator>bliss</dc:creator>
<guid>http://gonebeforedaylight.wordpress.com/2006/11/07/quickie/</guid>
<description><![CDATA[Is pe fuga spre infamul loc unde imi petrec mare parte a timpului zilele astea, din motive pe care l]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Is pe fuga spre <a href="http://www.bcub.ro/">infamul loc</a> unde imi petrec mare parte a timpului zilele astea, din motive pe care le elaborez mai incolo ca n-am timp acum sa whine properly. Graba graba daaar n-am putut sa nu observ ca o anumita <a href="http://footstepsontheceiling.wordpress.com/">persoana</a> mi-a cazat blogul la loc de cinste si da, trebuia sa ma laud. Care persoana este vinovata si de poza pe care o am acum in my new priti header. My priti blog and priti self raman vesnic indatorati.</p>
<p>Off i go now, promit un post frumos destept si devreme acasa asap.</p>
<p>LE: hai ca nu-i asa greu de inteles, postul avea alt titlu, cine a citit de dimineata stie! asta ca sa va invatati minte de acum si sa treceti pe aici dimineata la pranz si seara.</p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
